Ürolog Cynthia Rand’in düzenli New York yaşamı, kocasındaki demans belirtileriyle çatırdarken güvenlik görevlisi Stan Olszewski ise sanki şehrin rüzgârına kapılmış bir yaprak gibi savruluyor. Yolları beklenmedik bir anda kesiştiğinde, ikisinin de hayatına hafiflik ve tuhaf bir cesaret giriyor. Film, tesadüfün açtığı küçük kapılardan sızan umudu anlatırken komediyi acıyla nazikçe yan yana koyuyor. Kyra Sedgwick, kontrolü bırakmaktan korkan bir kadının kırılganlığını sade bir zarafetle taşıyor; Kevin Bacon ise yorgun mizahı ve içtenliğiyle Stan’e sıcak bir omurga kazandırıyor. New York burada yalnızca bir arka plan değil, karakterlerin sesini yükselten bir eşlikçi. Senaryo, hastalığı malzeme yapmadan, bakıcılığın yıpratıcılığı ve dayanışmanın iyileştirici gücü arasında dengede duruyor. Ritmi yer yer durup soluklanıyor ama bu duraklar karakterleri derinleştiriyor. Sonunda elde kalan ise hüzünlü, sevimli ve samimi bir umut.
Film hakkındaki düşüncelerinizi paylaşın