Ünlü ve saygın bir jinekoloğun düzenli görünen hayatı, bir anda patlayan ağır suçlamalarla sarsılır. Yıllarını verdiği kariyeri, hastalarının güveni ve toplumdaki itibarı hızla erirken, evliliği de aynı fırtınanın içine çekilir. Dışarıdan bakınca kusursuz duran bu adam, kendini hem mahkeme koridorlarında hem de vicdanının karanlık köşelerinde sıkışmış halde bulur. Bu süreçte eşi, sadece kocasını savunmakla yetinmez; gerçeğin peşine düşer. Dost görünenlerin maskeleri düşer, küçük detaylar büyük ipuçlarına dönüşür. Film, suçlama ile kanıt arasındaki ince çizgiyi, dedikodunun nasıl bir silaha dönüşebildiğini ve bir ilişkinin baskı altında nasıl değiştiğini sade ama etkili bir dille anlatır. İzlerken sürekli şu soru akılda kalır: Bu hikâyede asıl hasta kim?
Film hakkındaki düşüncelerinizi paylaşın