Asıl savaşın insanlığın kendi içindeki isyan olduğunu hatırlatan bu hikaye, çorak bir sınır kentinde görev yapan genç bir subayı merkezine alıyor. Dışarıda yükselen çatışma, onun içinde daha derin bir yarığa dönüşüyor. Emirle vicdan arasında sıkışıp kalan karakter, direnişin vaat ettiği gelecek ile kendi geçmişinin gölgeleri arasında gidip geliyor. Yan karakterler de boş değil; her biri küçük ama etkili motivasyonlarla sahneye giriyor ve tonu belirliyor. Yönetmen patlayan bombalardan çok fısıltılara kulak veriyor. Kamera yüzlerde uzun süre kalıyor, soğuk ışık ve ağır hava duyguyu taşıyor. Müzik az ama yerinde; sessizlik çoğu zaman daha güçlü. Final net bir hüküm vermiyor, fakat doğru soruları bırakıyor. Kısacası bu film, büyük laflara yaslanmadan insan olmanın ağırlığını anlatıyor. IMDb tarzı yalın bir özetle söylemek gerekirse: dışarıdaki çatışmanın özü içerideki fırtınada saklı.
Film hakkındaki düşüncelerinizi paylaşın