Video oyunları tasarlayıp programlayan Kevin, patronunun emeğini çaldığını kanıtlamak isterken beklenmedik bir şekilde kendi yazdığı programın içine düşer. Dijital dünyanın içinde her prosedürün bir yüzü, her modülün bir sesi vardır; güvenlik duvarları gardiyan, protokoller yargıç gibi davranır. Bu kapalı evrende programcılar ve kullanıcılar, ulaşılmaz tanrılar olarak anılır. Kevin, isyan eden alt programlarla ittifak kurar, paranoyak bir muhafız sürecini alt etmeye çalışır ve çıkışa giden yolu bulmak için mantık bulmacalarıyla dolu neon koridorlarda dolaşır. Film, kurumsal hırsla siber masalı harmanlayan yalın ama canlı bir macera hissi yaratıyor. Konu basit görünse de sahiplik, kontrol ve yaratıcının eseri üzerindeki hakkı gibi temalara sıcak bir dokunuş yapıyor. Tempolu ilerliyor, dünyasını birkaç etkili detayla çabuk kuruyor. Kevin’in gerçek dünyaya dönüp patronunu ifşa etme hedefi, içeride kurduğu bağlarla duygusal bir karşılık buluyor. Kısa, net ve sürükleyici bir özet arayanlar için bu dijital yolculuk, hem oyun meraklılarına hem de bilimkurgu sevenlere kolayca hitap ediyor.
Film hakkındaki düşüncelerinizi paylaşın