Zebun, modern şehir yalnızlığını ve bastırılmış korkuları kullanarak Kenan’ın giderek çöken dünyasına bizi usulca çekiyor. Başarılı bir iş insanı olan Kenan, iş gezisinden dönünce evindeki dengelerin kaydığını hisseder. Ufak tuhaflıklar, yerini giderek şiddetlenen halüsinasyonlara bırakır. Önce yorgunluğa yorar, sonra yakın arkadaşı Burak’ın yönlendirmesiyle hem psikoloğa hem de bir hocaya gider. Gerçek ile sanrının çizgisi bulanıklaşırken Kenan’ın ailesini koruma içgüdüsü, geçmişle yüzleşme ihtiyacıyla çatışır. Film, büyük numaralardan çok daralan atmosfer ve tedirgin edici detaylarla çalışıyor. Ses ve ışık kullanımı, Kenan’ın zihnindeki karanlığı usul usul büyütüyor; bir anda sıçratmaktan ziyade paranoyayı katman katman kuruyor. Tempo kimi anlarda ağır aksa da, bu yavaşlık karakterin iç çöküşünü görünür kılıyor. Suçluluk, sır ve inanç ekseninde dönen hikaye, cevapları tam kapatmadan izleyiciyi düşünmeye bırakıyor. Zebun, kabusla gerçek arasına sıkışan bir adamın bedelini sade ama etkili bir dille anlatıyor.
Film hakkındaki düşüncelerinizi paylaşın